Formülü H2S olan hidrojen sülfür, zehirleyici ve patlayıcı bir gazdır. Ancak oksijensiz gıda yıkımı sonucu vücudumuzda da düşük konsantrasyonlarda üretilir ve ağız kokusunun nedenlerinden biri olduğu bilinmektedir. Kanalizasyonlarda da rastlanan nahoş bu koku çürük yumurta kokusu olarak tarif edilir. Bize nahoş gelen bu koku bir kimyacının aklına ise iki hidrojenin bir sülfür ile yaptığı bir bileşiği getirir. Çünkü biz algıladıklarımıza diğeri ise aklına göre bir değerlendirme yapmaktadır.
Toplum olarak son dönemde fazlaca nakil konusu ile alakadar olduk, ama sonuçları olumsuz olunca nahoş hislerle de gerildik.
Uzuv nakilllerinin organ nakillerinden bir farkı yok. İkisinde de fark etmesin diye bireyin bağışıklık sistemini uzun süre (belki de ömür boyu) uyutmak gerekiyor. Bu durum bağışıklık sisteminin olağan işlevlerini (mikroplar ve kanser hücreleri ile mücadele gibi) zaman zaman sekteye uğratabiliyor. Uzuv naklinin organ nakillerinden en önemli farkı nakil öncesinde bireyin iç organlarının sağlıklı olması… Bireyin yaşam süresini belirleyen iç organları olduğundan, kullanılacak ilaçlar nedeni ile her uzuv naklinin az yada çok bireyin ömrünü kısaltabileceğini de kabul etmemiz gerekir. Üstelik bu ameliyatlar, ancak 2000’li yılların ortalarında itibaren daha sık yapılmaya başladığından, bireylerin önündeki ömür konusunda doğru bir değerlendirme yapmak da mümkün değildir. Elimizdeki veriler daha çok diğer organ nakillerinin uzun dönemli sonuçlarından devşirmedir. Ancak, şunu diyebiliriz: medyada yazıldığının aksine uzuv nakli yapılan bireylerin askere gitmeleri mümkün değildir. Nakledilen kol ve bacakların işlevlerinin ne olacağı tam olarak öngörülemez.
Dünyada topu topu bir kaç düzine yapılmış bir ameliyat için genellemeler yapmak oldukça risklidir. Nakledilen uzuvlara her vücudun vereceği yanıtlar farklı olabilir. Süreç sadece mikrocerrahi ile uzuvların damar, sinir ve diğer dokularının (bu nedenle kompozit deniyor) gövdeye tutturulmasından ibaret değildir. Erken evrede, o uzuv veya uzuvların dolaşımının ve atıklarının gövdedeki organlar üzerinde oluşturacağı yükün nasıl kaldırılabileceği önemli bir sorundur. İleri evrede ise uzvun işlev görür hale gelmesi felçli bir uzvun yeniden işlevlerini geri kazanması gibi zahmetli olacaktır. Tabii bu arada-başkasının olan-uzuvların reddi olasılığı da sürekli bir risk olarak bulunmaya devam edecektir. Bilim adamları kimerik (bir bireyde iki farklı genetik yapıda hücrenin bulunması, melez) olan bu yeni organizmanın bağışıklık sistemini de kimerik hale getirerek bu sorunu aşmaya çalışmaktadır.
Bir ameliyatın dünyada ilk kez ülkemizde gerçekleştirilmesi ilk anda gurur verici olabilir ama hemen bize niye ilk bizde sorusunu da akla getirmeli idi. Öyle ya, bir kol veya bir bacağı nakletme işinin dördünü birden nakletmeden farkı sadece niceliksel olmamalı idi. Asıl fark yukarıda sayılan risklerin artması demekti aslında. İlkleri yapan cerrahlara ve ilkleri kabul eden bireylere insanlık hep borçlu kalmıştır tarihte… İlklerin aldığı riskleri merak edenler, nakil olan kardeşlerimizin imzaladığı onam formunun bir örneğini aşağıda görebilirler. Elde edilen bilgiler sonraki uygulamalara ışık tutacak olursa ancak, deneyim olarak adlandırılırlar.
Nakil işlemlerinin heyecanı ile yapılan hatalara (uygulayıcıların, hastanelerin, medyanın, bizim) soğukkanlılıkla bakalım. Nakil bekleyenler ve olası bağışlayıcı aileleri de düşünelim.
İnsanlarımızın gösterdiği tepkilerin hepsi herkesin kendi algıladıklarına karşı bir duruştu. Unutmayalım ki herkes tepkilerini bilgileri ışığında göstermek durumunda değil. Son dönemde dile getirilen ortak akıl kavramı hoşuma gitmiyor. Ben ortak sezgisinin toplumu daha doğru yöne götüreceğini düşünüyorum. Lütfen siz de bu ortaklıkta yer alın.
Maalesef ülkemiz bağımsız kurum fakiri. Bazen kime inanacağımızı bilemiyoruz. Devlet her zaman anne gibi davranmıyor. Örnek vereyim, yüz nakli konusunda İngiliz Kraliyet Cerrahları Birliği, 2003’den beri halka da açık tartışma toplantıları düzenleyerek bu işlemin kurallarını belirlemeye çalışıyor. Tabii biz onlardan kopya çekiyoruz gerekince. Düşünen insanlarımızın aksiyon da almaları gerekiyor bazen.
Bu hengamede iki şey dikkatimi çekti: Henüz yüz mimikleri olmadığından bir maske giymiş gibi olan kardeşimizin ne hissettiğini anlamak için gözlerine dikkatlice bakmış olmam. Nakil başarısız olunca bir gazetenin internet sitesinde solucanların üzerindeki deneylerin vücudun kopan kısmın yenilenmesine ışık tutabileği konusundaki haber…!
Hidrojen sülfürden niye mi bahsettim? Yukarıda anlattıklarımın hepsi nakil konusunu (kokusunu) nahoş olmayan bir şekilde de göstermek içindi.






