“Yağmurlu bir Pazar öğleden sonrasında ne yapacaklarını bilmeyen milyonlar, ölümsüzlük isterler…” - Susan Ertz, Anger in the Sky (1894-1985)
“Yağmurlu bir Pazar öğleden sonrasında ne yapacaklarını bilmeyen milyonlar, ölümsüzlük isterler…”
Susan Ertz, Anger in the Sky (1894-1985)

2012

Doğru mantığa ciddi bir şekilde kulak vererek gayretle, sakince, başka hiç bir şeyin dikkatini dağıtmasına izin vermeden, kendi tanrısal yanını, sanki onu hemen geri verecekmişsin gibi saf halde tutarak önündeki işle uğraşırsan; hiç bir şey beklemeden, doğaya uygun olarak artık yaşamaktan hoşnut, söylediğin her sözde cesur gerçeği dile getirerek, bu amaca sadık kalırsan mutlu yaşarsın. Bunu engelleyebilecek hiç kimse de yoktur.

Meditations, Marcus Aurelius, 121-180

İletişim olanakları ile çevremiz genişledikçe kendimiz olmak zorlaştı, ve mutlu olmak belki de …

Yeni yılda kendimizi anlayalım bu sefer


Tac Mahal

Bir sevgi anıtı olan Tac Mahal ve onu yaptıran Şah Cihan’ın öyküsünden bahsetmek istiyorum. Babür İmparatorluğu (1526-1858)’nun 6. hükümdarı olan Şah Cihan, Babür Şah tarafından Timur’un, anne tarafından ise Cuci Han kanalı ile Cengiz Han’ın soyundandır. Bir isyanı nedeni ile ordularıyla Burhanpur’a giderken dokuz aylık hamile olan üçüncü eşi Mümtaz Mahal (sarayın sevgili süsü) de ona eşlik eder. Ancak, Mümtaz Mahal orada 14. çocuklarını doğururken 1631 yılında ölür.

Eşinin ölümüne çok üzülen Şah, ertesi yıl başkent Agra’da onun için beyaz mermerden bir mozole yaptırmaya karar verir. Mimar Sinan’ın talebeleri olan mimarlar ve bazı diğer sanatçılar eser için davet edilirler. “Sarayların tacı” anlamına gelen Tac Mahal, ancak 20 yıl sonra 1652′de tamamlanır. Dört bir yanında Yasin suresi yazılıdır.

Yakından Tac Mahal'in beyaz mermerleri

Altı yıl sonra Şah Cihan, Mümtaz Mahal’den olma üçüncü oğlu güçlü bir kişilik olan Avrangazab tarafından tahttan indirilir. Öldüğü 1666 yılına kadar 8 yıl boyunca Agra Kalesi’nde ev hapsinde tutulur.

Agra Kalesi'nin girişi

Günlerini orada küçük bir camdan Tac Mahal’i izleyerek geçirir. Ölümünün ardından Tac Mahal’e, hayatının aşkı Mümtaz Mahal’in yanına defnedilir.

Şah Cihan'ın penceresinden görünüm

2005 yılında Agra ve Tac Mahal’i gezme ve görme imkanını buldum.

Tac Mahal'de

Yukarıdaki öykü size de gerçeküstü geliyor mu?  14. hamileliğinin 9. ayında eşinin yanında sefere çıkan bir kraliçe!. 20 yıl boyunca eşinin mozolesini yaptırmaya çalışan bir kral!. Annesini bu kadar seven bir adamı tahttan indirip hapseden bir oğul!. Yine de babasını annesinin yanına defneden bir kral!.

Tac Mahal, hayatının anlamını kaybeden Şah Cihan için önce bir amaç, sonra bir pencere ve en sonunda da kendi kabri olmuş. Ama en önemlisi bu sayede ölümsüzleşmiş Şah; şimdi Avrangazab’ı kimse bilmiyor, tanımıyor.

Bir sevgi anıtı olmasının yanında orayı gezerken birden fark etmiştim eserin beni neden büyülediğini: arkası bomboştu Tac Mahal’in!. Çünkü Yamuna nehrinin kıyısında idi ve sanki gökyüzüne ait gibi duruyordu. Bu özelliği en iyi Agra Kalesi’nden görülüyor. Bir de tabii, tamamen simetrik olması. İlginçtir, simetriyi bozan sadece içeride kubbenin tam altında yer alan Mümtaz Mahal’inkinin yanına iliştirilen Şah Cihan’ın sandukası idi.

Tac Mahal'in arkasında Yamuna Nehri

Şah Cihan gibi olmaya gerek yok sevgimizi göstermek için bir Hint gülümsemesi yeter çoğu kez; önünde arkasında sağında solunda hiç bir şey olmadan, yalın ve koşulsuz.

Bizim batının dibinde bir köprü olmamız sadece batıdan doğuya değil doğudan batıya da bir şeyleri iletmemizi sağlamalı…

Tac Mahal'in bahçesinde ineklerle çim biçme


Hekimlik ve Hekimlik Türleri

Hekimler hastalıkları tedavi eder hastaları değil

Tıp biliminde, daha kolay irdelenmesi için, hastalıklar bir takım kriterlere göre sınıflanmaktadır.  Hekimler sizi ve sağlık durumunuzu (belki de benzersiz olan) tam olarak tanımlamak yerine tıp bilgisi içinde sizin durumunuza en yakın şablonu (HASTALIK) bulmaya çalışırlar. Bu nedenle hekimler aslında sizinle değil hastalığınızla ilgilenir, sizi pek dinlemezler. Sonra da o buldukları “hastalığı” tedavi ederler. Buna hastalık odaklı tıp denilebilir.

Her bireyin hastalığı özgündür, hastalıklar her  bir bireyde aynı şekilde seyretmez

Hastalıkların seyri her bir bireyde aynı şekilde değildir.  Çünkü çoğu hastalık aslında tek bir nedenden kaynaklanmaz.  Bir çok faktörün etkili olduğu hastalıklarda bu faktörlerin değişik oranlardaki birliktelikleri o bireydeki hastalığın özelliklerini belirler. Hekimlerin hastalığın kitabi özellikleri yanında bireydeki mevcut hastalığın özelliklerini de dikkate alarak tedavi planlamasına hasta odaklı tıp denilebilir.

İki hastalık birbirinin toplamı değildir artık başka bir hastalıktır

Pratikte bireyde var olan birden fazla hastalığın birbiri ile ilişkisi yok kabul edilir. Oysa, kronik seyirli hastalıklardan şeker hastalığı (DİABETES MELLİTUS), tansiyon yüksekliği (HİPERTANSİYON), kalp hastalığı veya astım gibi bir hastalık bulunması bireyde saptanan diğer hastalıkların seyrini değiştirebilir.  Örneğin romatoid artrit ve şeker hastalığı bulunan bir bireyin hastalığı artık ne romatoid artrit nede şeker hastalığıdır.  Her ikisinin de birbirinden etkilendiği yeni bir hastalıktır. Okumaya devam et

Su

İsviçre’de ambalajlı olarak su almanıza gerek yoktur, çünkü ev ve sokaklardaki çeşmelerin suyu rahatlıkla içilebilir.  Zürih kentinin içme suyunun %70’i etrafında yerleşim alanları da bulunan Zürih gölünden sağlanmaktadır.

Bozdoğan su kemerini İstanbul’da Unkapanı’ndan Saraçhane’ye geçerken fark etmişsinizdir. Bizans (Doğu Roma) döneminde, şehrin su ihtiyacını karşılamak için kilometrelerce uzunluğunda su kemerleri yapılmıştır. Bir kenti kent, o kentte yaşayanı da kentli yapan özelliklerden birisi de şehir su şebekesinin temiz ve içilebilir olmasıdır. Okumaya devam et

Hekim muayenesi

Hekimler muayene sırasında neler yapıyor?

Uzun süredir yapılagelen ve artık günlük yaşantı içinde kanıksanmış uygulamalarda bazen-bu nereden çıkmıştı diye sormak-geldiğimiz noktayı doğru algılamamıza yardımcı olabilir.

Örneğin, hiç düşündünüz mü? İlk kez gittiğiniz bir hekimin karşısında derdinizi anlattığınız sırada hekim tam olarak neler yapıyor? Önündeki kağıda notlar alıyor, bilgisayar ekranına bakıyor veya anlattığımla ilgili-ilgisiz sorular soruyor, yada aklı başka yerde gibi dinliyor, dediğinizi duyar gibiyim.

Bunlar dışardan görünen davranışları, ama o sırada bir çözümleme sürecini yönetmektedir aslında.. Okumaya devam et

Leb

Kültürümüzde “anlamak” hep “anlatmak”tan daha önemli kabul edilmekte; anlayanlar da anlatanlara göre daha fazla ilgi görmektedir. “Leb demeden leblebiyi anlamak” diye bir deyişimizin olması tesadüf değildir.

Neyi nasıl bildiğini anlatmak nedense pek gerekmiyor bizim aramızda..

Halk hikayelerimizde gözlerimize bakarak dertlerimizi anlayan “derin insan” karakterleri hayli fazladır. Onlar derindir, çünkü onları anlamak zordur, yine de kimse anlamadığını pek itiraf etmez.  Açıklamaya gerek duymadan sadece yorum yapanlar aramızda “kerameti kendinden menkul” olarak bilinir. Efsunlu olanlar neyi nasıl yaptıklarını bir türlü açıklayamazlar ama kendilerine “el verildiği” iddiası yaygındır. Daha kapıdan girerken hastasına teşhis koyabilen,  ancak nasıl bildiğini pek açıkla(ya)mayan meslektaşlarımızın da  “sens clinique”lerinin ileri olduğu kabul görmektedir. Çoğunluk muayene olmak için hangi tür doktoru seçer dersiniz? Okumaya devam et

2011

Yanlışlıkla veya bazı gizli amaçlarla kimi tuhaf fikirler ileri sürüldüğünden bu yana …filozoflar, aşikar olanın gerçekliğini savunmaya veya yanlış bir şekilde hayal edilmiş şeylerin varlığını reddetmeye zorlandılar.

M Maimonides 1135-1204

 

Bize apaçık görünsede anlatabildiğimiz ölçüde bizim olur doğrular.

Yeni yılda birbirimize anlatıp birbirimizi anlayalım bu sefer …

2010

Erdem, eğer bazı kabahatlarle yumuşatılmazsa sağlıksız, inanç kimi kuşkularla gölgelenmezse acımasız olur.

Amin Maalouf, Afrikalı Leo’dan 1986

 

Erdemlilik de inançlılık da birey(ler)e yaşamlarında yol göstermeli, onları teslim almamalı

Yeni yılda kendimize ve herkese hoşgörülü olalım, kabahat ve kuşkularımıza da sahip çıkalım bu sefer…

2009

Bir insana hatasını göstermek başka bir şeydir, doğrunun sahibi kılmak başka bir şey.

John Locke 1632 – 1704

 

Aslında ikincisi istediğimiz; hem hata göstermek teşvik etmiyor insanı.

Gelin, yeni yılda sadece doğruyu söylemeyelim, doğru olma yolunu da gösterelim.

2008

Sonuna kadarcı tutumları benimseyenlerin çoğunun bilinçli olarak-böyle-bir mantık yürütüp yürütmediklerini bilmiyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse buna ihtiyaçları da yok. Yaraların hissedilmesi için tanımlanmaya ihtiyaçları yoktur.

Amin Maalouf, Ölümcül Kimlikler’den 2000

 

Hastalıkları herkes bilmez ama herkes tedavi edilebilir.

Düşünebiliyor isek, ötekilerin hastalıklarını da el birliği ile tanımlayabilmemiz gerekmez mi?

Yeni yıl olgunluğun durgunluk olmadığını göstermenin sırası olsun bu sefer …